
Teknoloji ve tıbbın birleşimi, sağlık sektöründe imkansız gibi görünen operasyonları güvenli hale getirmeye devam ediyor. Son olarak İsrail’de gerçekleşen bir akciğer operasyonu, 3D yazıcı teknolojisi ve sanal gerçeklik (VR) uygulamalarının cerrahi müdahalelerde nasıl bir fark yaratabileceğini gözler önüne serdi.
İşte tıp dünyasında büyük yankı uyandıran bu yenilikçi operasyonun detayları:
7 yaşındaki bir kız çocuğu, kemik ve yumuşak dokuyu etkileyen nadir bir kanser türü olan Ewing Sarkomu nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyordu. Kanserin akciğerlerine yayılması sonucunda sağ akciğerinin bir kısmının cerrahi müdahale ile alınması gerekiyordu. Ancak çocuk yaştaki hastaların anatomik yapısı, yetişkinlere kıyasla çok daha küçük ve hassas olduğu için operasyon süreci ciddi riskler barındırıyordu.
Tel Aviv Sourasky Tıp Merkezi’ndeki uzmanlar, geleneksel yöntemlerin bu vakada yetersiz kalabileceğini öngörerek teknolojiden yardım almaya karar verdiler.
Anestezi ekibi ve cerrahlar, hata payını sıfıra indirmek amacıyla hastanın hava yolunun birebir modelini oluşturmak için iki ileri teknolojiyi birleştirdi:
Dr. Ruth Shaylor, bu teknolojilerin sağladığı avantajı şu sözlerle özetliyor:
"Çocuklarda akciğer ventilasyonu (OLV) konusundaki bilgilerimiz yetişkinlere göre daha sınırlı. 3D baskı ve VR teknolojilerini birleştirerek deneme-yanılma ihtimalini ortadan kaldıran kişiselleştirilmiş bir hava kanalı haritası geliştirdik."
Yapılan ön çalışmalar sonucunda, başlangıçta kullanılması planlanan bazı ekipmanların hastanın anatomisine uygun olmadığı fark edildi ve operasyon sabahı bu ekipmanlar değiştirildi. Bu durum, ameliyat sırasında yaşanabilecek olası komplikasyonların önüne geçilmesini sağladı.

Ameliyat sırasında sanal model ile hastanın gerçek anatomisi arasında tam bir uyum gözlendi. Sağ akciğerin sorunlu kısmı başarıyla alınırken, sol akciğer güvenli bir şekilde korundu. Operasyon sonrasında küçük hasta, herhangi bir komplikasyon yaşamadan hızla iyileşme sürecine girdi.
Sonuç olarak; bu vaka, 3D yazıcıların sadece protez veya eğitim materyali üretiminde değil, doğrudan hayati operasyonların planlanmasında ne kadar kritik bir rol oynadığını kanıtlıyor. Gelecekte kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları, teknolojinin yardımıyla çok daha fazla hayat kurtaracak.
